Astana gitti, Nur-Sultan geldi

Kazakistan Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in başkent Astana’nın isminin Nur-Sultan olarak değiştirilmesini öngören yasayı onayladığını bildirdi.

Eski Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in 19 Mart’ta cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etmesinin ardından Senato Başkanı Tokayev, cumhurbaşkanı olmuş, Nazarbayev’in isminin başkente verilmesini önermişti.

Parlamento, cumhurbaşkanının önerisini desteklemiş, ilgili yasayı aynı gün kabul etmişti.

Kaynak: AA

Etiyopya Hava Yolları’ndan iki dev medya kuruluşuna dava

Etiyopya Hava Yolları, 157 kişinin ölümüne neden olan uçak kazasına ilişkin ‘yalan haberler’ ürettiğini ileri sürdüğü ABD gazetelerine dava açacağını açıkladı.

Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Tewolde Gebremariam, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times ve Washington Post’un kazaya ilişkin yaptığı haberlerin, ülkenin ve şirketin imajına zarar vermek için üretilmiş ‘yalan ve mesnetsiz’ haberler olduğunu dile getirdi.

“Bu medya kuruluşlarına ilişkin tüm gerekli yasal adımları atmaya hazırız” diyen Gebremariam, bu gazetelere dava açılacağını dile getirdi.

Gebremariam, ‘sahte haberlerin’ amacının ise dünyanın dikkatini, daha önce de benzer bir kazaya neden olan Boeing 737 Max 8 tipi uçaklardan çekmek olduğunu belirtti.

New York Times, hafta içinde yayımladığı kazaya ilişkin haberde, yaklaşık 8 bin saatlik uçuşa sahip olan kaptan pilot Yared Getachew’in, Boeing 737 Max 8’e ilişkin simülatör eğitimi almadığını ileri sürmüştü.

Washington Post ise kazadan yıllar önce iki pilotun, şirketteki güvenlik prosedürlerinin zayıflığına ilişkin ABD Federal Havacılık İdaresi’ne şikayette bulunduğunu yazmıştı.

Etiyopya Hava Yolları’na ait Boeing 737 Max 8 tipi yolcu uçağı, 10 Mart’ta Addis Ababa’dan Kenya’nın başkenti Nairobi’ye gitmek için havalandıktan kısa süre sonra düşmüş, uçaktaki 157 kişi hayatını kaybetmişti.

Endonezya’da Lion Hava Yollarına ait ‘JT 610’ sefer sayılı Boeing 737 Max 8 tipi uçak, 29 Ekim 2018’de Cakarta’dan Sumatra Adası’ndaki Pangkal Pinang şehrine gitmek üzere havalandıktan kısa bir süre sonra denize çakılmıştı. 189 kişinin yaşamını yitirdiği kaza, bu tip uçakların ilk kazası olarak tarihe geçmişti.

Her iki kazada da uçakların, kalkışından sonraki 6 ila 12 dakika gibi kısa süre içinde yaşadıkları irtifa sorunlarının ardından düşmesi, söz konusu modellerde üretimden kaynaklanan teknik bir hata olduğu iddialarını güçlendirmişti.

Etiyopya Ulaştırma Bakanı Dagmawit Moges, düşen uçağın karakutusunun ön incelemeleri sonucunda Etiyopya’daki uçak kazasıyla Endonezya’da meydana gelen uçak kazasının nedenlerinin benzer olduğunun tespit edildiğini söylemişti.

Kaynak: AA

İstanbul’da bugün 14 bin polis görev yapacak

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ve diğer yetkililerle, Cumhur İttifakı’nın “Büyük İstanbul Mitingi” öncesinde Yenikapı Etkinlik Alanı’nda incelemelerde bulundu.

Alana gelen Vali Yerlikaya, Çalışkan ve diğer yetkililerde inceleme yaptı, görevlilerden bilgi aldı.

Daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Yerlikaya, mitingle ilgili trafik ve güvenlik önlemlerini yerinde incelediklerini belirterek, “Emniyetimiz hem burada yapılacak mitingle ilgili hem de aynı saatlerde Bakırköy’de Nevruz’la ilgili düzenlenecek kutlamayla ilgili hazırlıklarını tamamladı. İl Emniyet Müdürlüğümüz 14 bin 433 polisimize görev verdi. Bu çok büyük bir sayı. Aynı zamanda Yenikapı’da Sahil Güvenliğimizden 1 fırkateyn, 3 tane güvenlik botu, Kıyı Emniyetimizden de 2 sahil güvenlik botumuz deniz tarafının güvenliği ile ilgili tedbirler aldı. Her iki mekanda yapılacak programlara vatandaşlarımızın gelip gitmeleriyle ilgili belirlenen saatlerde bazı yolların trafiğe kapatılması, bazı yolların da alternatif olarak trafiğe açılmasıyla ilgili çalışmalar var.” şeklinde konuştu.

Vali Yerlikaya, vatandaşların evlerinden çıktıkları gibi rahat, sıkıntısız bir şekilde dönmeleri için gerek trafik gerekse güvenlikle ilgili bütün tedbirleri aldıklarını kaydetti.

Kaynak: AA

Kimya fabrikasındaki patlamada ölü sayısı 64’e yükseldi

Çin’in Ciangsu eyaletinde bulunan Jiangsu Tianjiayi Chemical Co. Limited şirketine ait kimya tesisinde meydana gelen patlamada ölü sayısı 64’e yükseldi, yaralı sayısı 617 olarak açıklandı.

Fabrikada perşembe günü yerel saatle 14.48’de meydana gelen patlamada yaralananlar kentteki 16 hastanede tedavi altına alındı. Hayatını kaybedenlerden 26’sının kimliği teşhis edilirken, yaralılardan 94’ünün durumunun ağır olduğu belirtildi.

Yaklaşık 2,2 büyüklüğünde deprem etkisi yapan patlamadan sonra 176 itfaiye aracı ve bine yakın itfaiye personeli bölgeye sevk edilirken; civardaki okullar kapatıldı, yerleşim bölgeleri tahliye edildi. Yaklaşık 90 ev patlamadan zarar gördü.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Başbakan Li Kıçiang zararın asgariye indirilmesi için gerekenin yapılması talimatı vererek, kapsamlı soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu.

Jiangsu Tianjiayi Chemical Co. Limited şirketinin internet sitesindeki bilgilere göre 2007 yılında kurulan kimya şirketi 30’dan fazla yanıcı ve zehirli kimyasal üretimi yapıyor.

Çin’in Tiencin kentinin liman bölgesinde Ağustos 2015’te tehlikeli maddelerin tutulduğu lojistik deposunda büyük bir patlama meydana gelmiş ve o olayda 173 kişi yaşamını yitirmişti.

Kaynak: AA

“Kayıt dışı çalışma temel sorunlardan birisi”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tez-Koop-İş’in bir otelde düzenlenen 11. Olağan Genel Kurulu’na katıldı.

Burada yaptığı konuşmada, sendikalaşma hakkının sosyal devletin önemli bir parçası olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye’de insanların 1980 darbesinden sonra sendikalı olmanın önüne bariyerler konulması nedeniyle rahatlıkla sendikalaşamadığını ifade etti.

Yıllarca “Ne demek işçi hak arayacak ben ne kadarını verirsem sen de ona razı olacaksın” mantığıyla gidildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, “12 Eylül darbe hukukundan Türkiye arındırılmadıkça Türkiye’ye demokrasi gelmez. İşçilerin örgütlenmesi, sendikalaşması lazım. Bu olmadığı takdirde hak talebiniz havada kalıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Sendikalı olmanın önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, “Flormar işçilerini düşünün, bir yılı aşkın süredir toplu sözleşme için bekliyorlar. Bizim sendikalaşma hakkımız bize teslim edilecek mi diye. Kim yapacak bunu, Çalışma Bakanlığı. Yapıyor mu, yapmıyor. Tepki? Tepki cılız. Niye cılız? Sizin güzel bir sloganınız vardı, ‘susma, sustukça sıra sana gelecek’ diye, sırayla geldi.” diye konuştu.

Fabrikaların sırayla kapatılmaya başlandığı esnada sloganların atıldığını ama fabrikalar özelleşirken hiç ses çıkarılmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, bunun en büyük sorun olduğunu vurguladı.

Kılıçdaroğlu, “Diyeceksiniz ki sendikanın genel kurulunda Genel Başkan çıkıp bizi eleştirir mi? Ben sizdenim, ben sizin ailenizin bir parçasıyım. O yüzden benim sizi eleştirmeye hakkım var. Sizin de beni en acımasız biçimde eleştirmeye hakkınız var. Biz bir aileyiz. Siz demokrasiyi savunuyorsunuz ben de her koşulda, her ortamda sizin haklarınızı savunmak zorundayım. Bu benim görevim. Ben bu görevi yerine getireceğim.” ifadelerini kullandı.

“Kayıt dışı çalışma bu ülkenin temel sorunlarından birisidir”

“Binlerce, milyonlarca insan kayıt dışı.” diyen Kılıçdaroğlu, kayıt dışı çalışmanın dört şekilde gerçekleştiğini, bunların, tamamen kayıt dışı, 30 gün çalışıp 15 günlük çalışmış gibi gösterilme, daha yüksek maaş almasına karşın sigortayı asgari ücretten yatırma ve bunların tamamının birleşimi ile olabileceğini anlattı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kayıt dışı çalışma bu ülkenin temel sorunlarından birisidir. Diyeceksiniz ki ‘ne olacak, şimdilik çalışıyor, idare eder.’ Peki bu kişinin emeklilik hakkı olmayacak mı, emekli olmayacak mı, çoluk çocuğu yok mu, kıdem tazminatı hakkı olmayacak mı? Kayıt dışı çalışmayla mücadele… Dünyada bilinen en etkin tek mücadele vardır, sendikalaşma. Eğer bir yerde sendika varsa kayıt dışı çalışma yoktur. Kimin ne kadar, kaç saat çalışacağı, ne kadar ücret alacağı zaten yazılı orada. Siyasal iktidarların sendikalaşmayı engellemelerinin temeli kayıt dışı çalışmayı teşvik etmektir. Daha az ücret ödensin, kişilerin ne kadar süre çalıştığı, ne kadar ücret aldığı olmasın, görülmesin diye. Havaalanı işçilerini düşünün kıyamet koptu, hak arayanları götürdüler hapse tıktılar. Ben isterdim ki üç konfederasyon da ayağa kalksın. Hak arayan işçi hapse mi atılır? ‘Ücretimi zamanında ödeyin, bankaya yatırın ücretimi’ diyor. ‘Neden? Kayıt dışı çalıştırıyorlar beni.’ Bu hak talebinin karşılığı hapishane oldu.”

“Kanunu Anayasa Mahkemesine taşıdık, bütün sendikaların takip etmesi lazım”
Kılıçdaroğlu, taşeronlaşmanın “21. yüzyılın kölelik düzeni” olduğunu belirterek, taşeron işçilere Erzurum’dan İstanbul’a kadar dernek kurdurduklarını, sonra da kendi belediyelerinde sendika kurmalarına da izin verdiklerini kaydetti.

Ardından bu işçilerin kadroya alınmaları için mücadele ettiklerini ve işçilerin bu mücadelelerden sonra kadroya alındığını anlatan Kılıçdaroğlu, “Ama bir şey yaptılar, ‘bir kanun hükmünde kararname ile sizi kadroya alıyoruz ama sizler ücret zammı olarak en fazla yüzde 4 alabilirsiniz.’ Asgari ücret yüzde 26 zam gördü ama onlar yüzde 4. Niçin? Kölelik düzeni aynen devam ediyor. Ne ile yaptılar, kanunla yaptılar bunu. Kanunu Anayasa Mahkemesine taşıdık. Bütün sendikaların bunu takip etmesi lazım. Taşeron işçinin kayda alınması ne demektir? Kayıtlı sendikacı gidecek taşeron işçiyi alacak ve sendikalaşın, birlikte hak arayın diyecek. Bunu sağlamak için mücadele ettik.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, emeklilikte yaşa takılanların durumuna ilişkin, “Emeklilik yaşı 65 oldu. Vatandaş primini ödedi, çalışma süresini doldurdu. Emekli olacak, ‘yaşı bekleyeceksin’ diyor. Gidiyor patrona, ‘işsizim’ diyor, ‘sen yaşlısın. Daha gençler var, seni alıp ne yapacağım’ diyor. Gidiyor devlete, ‘beni emekli et’, ‘sen daha gençsin. Bekle daha 65 yaşını dolduracaksın’ diyor. Peki bu düzenleme yapılırken yeterli tepki gösterildi mi, hayır. Sorun nerede, sorun geleceği görememekte. Geleceği görüp tepkiyi koymak lazım.” değerlendirmesini yaptı.

2008’de yapılan Sosyal Güvenlik Reformu’nun çalışanların sırtından yapıldığını, Bağ-Kur’lu çalışanların emekli aylıklarının düşürüldüğünü ve o dönem buna itiraz ettiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, sonrasında hükümetin “bin liranın altında emekli aylığı olmayacak” diye açıklama yaptığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, “Ben isterim ki bunu önce sendikalar dillendirsin. Sendikalar bunun mücadelesini versin, ne oluyoruz arkadaşlar desin. Güç farklı bir şeydir, hak isteme farklı bir şeydir. Hak isterseniz geniş kitlelerin desteğini alırsınız.” dedi.

“Sendikalı olmanın suç olduğu bir atmosfer”

Kılıçdaroğlu, sosyal güvenliğin asgari normlarının bulunduğunu belirtti.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 1952’de kabul ettiği anlaşmayı, 1971’de TBMM’nin onayladığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, Türkiye’de 8 sigorta dalının uygulandığını ancak uygulanmayan bir sigorta dalı bulunduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, “Aile yardımları sigortası uygulanmıyor. Talep eden kim? Uygulanması gerekir diyen kim? Biz diyoruz ama bunu önce sendikaların söylemesi lazım.” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, bu sigorta kapsamında, 60 yaşında işine son verilen bir kişinin, emekliliği hak edeceği 65 yaşına kadar aile yardımları sigortasından yararlanması gerektiğini anlattı.

Asgari ücretin yarısının altında ücret alan 2 milyon 136 bin kişinin bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, sokak ekonomisi çalıştayı yaptıklarını anımsattı. Kılıçdaroğlu, “Toplumun her kesimine sahip çıkmak zorundayız. Türkiye’de işsizlik dünyanın en temel sorunlarından birisini yaşıyor şu anda. İşsiz sayısı 8 milyona dayandı.” dedi.

Kıdem tazminatı konusunda 3 konfederasyonun genel başkanını bir akşam yemeğine davet ettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, “Kıdem tazminatı konusunda oturun, uzlaşın nasıl bir çözüm bulunacaksa. Sizin uzlaşmadığınız hiçbir metni biz parlamentoda savunmayız dedim. Sorun var mıdır, yok mudur o ayrı bir şey ama benim gördüğüm kadarıyla sendikalı olmanın suç olduğu bir atmosfer içinde Türkiye ilerliyor.” diye konuştu.

Kılıçdardoğlu, “Vergiyi tabana yayacağız.” sözünün ülkede defalarca konuşulduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geliri nereye götürecekler? Yukarıya. ‘Vergiyi, tabana yayacağız’ dedikleri andan itibaren itirazın sizden gelmesi lazım. Gırtlağa kadar vergi ödüyor vatandaş. Asgari ücretin vergi dışı kalması lazım. Adı zaten asgari ücret, bunu da vergilersen daha ne olacak. Beyler, paşalar vergi ödemezler. Asgari ücretli en ağır vergi. Şimdi göreceksiniz dilim atlayacak, asgari ücretli bakacak ki aldığı ücret düşmüş. Ne için? Ek vergi geldi. Vergiyi yukarıya taşıyacaksın, geliri tabana yayacaksın. Geliri tabana yayıyorsan o zaman sen sosyal devleti savunuyorsun demektir, bunun olması lazım.”

Sendikası olan tek siyasi partinin, CHP’nin olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Taşeron işçiler vardı, onları da kadroya aldık, diğer sendikalı işçilere verdiğimiz hakların tamamını verdik.” dedi.

“Hepsi benim gözümde kahramandır ve vatanseverdir”

Kılıçdaroğlu, Sakarya’daki tank-palet işçilerinin “Bu fabrikada çalışmak istemiyoruz.” şeklinde dilekçe verdiklerini anlatarak, şu ifadeleri kullandı:

“Gerekçe? Bu fabrikada silah üretiliyor, silah üretilirken devletin en temel ve gizli bilgileri var. Buraya Katar ordusunun subayları, elemanları geldiği zaman bütün bu sırları öğrenecekler. Biz, devletin sırlarının yabancı bir orduya verildiği bir fabrikada çalışmak istemiyoruz. O işçilerin tek tek alınlarından öpüyorum, hepsi benim gözümde birer kahramandır ve vatanseverdir.”

“Bu sorunun cevabını almış değiliz”

Türk Harb-İş Sendikasının Ankara’da miting yapmak istediğini belirten Kılıçdaroğlu, güvenlik nedeniyle mitingin yaptırılmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Amaç, kimse duymasın. Katar’a silah fabrikasını sattık, kimse duymasın. Katar’a bu silah fabrikasının yüzde 50’sini kaça verdin arkadaş? İhaleyi ne zaman yaptın sen? İhale şartnamesi nerede yayınlandı? Değeri 20 milyar dolar. Aynı konuda üretim yapan dünyadaki 5 önemli fabrikadan birisi. Acaba bedava aldığını söylediği uçak karşılığında mı o tank paletin yüzde 49,9’unu Katar ordusuna verdi? Bu sorunun cevabını almış değiliz.”

Kılıçdaroğlu, son 17 yılda iktidarın topladığı verginin 2 trilyon doların üzerinde olduğunu, 70 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığını kaydetti.

Kaynak: AA

Dövizdeki hareketliliğe çifte inceleme

Mehmet KAYA

ANKARA – Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Sermaye Piyasası Kurumu, döviz piyasalarındaki hareketlere yönelik spekülasyon şikayetlerine dayanarak inceleme başlatıldığını açıkladı. BDDK Cumartesi günü akşam saatlerinde “Son dönemde bazı bankaların müşterilerini döviz piyasalarına ilişkin olarak yanıltıcı ve manipülatif bir şekilde döviz alımına yönlendirdiklerine dair kurumumuza yoğun şikayetler ulaşmıştır. Konu hakkında kurumumuzca inceleme ve soruşturma başlatılmış olup ilgililer hakkında gerekli idari ve hukuki süreçler yürütülecektir” ifadesinin yer aldığı bir basın açıklaması yayımladı.

JP Morgan’a BDDK ve SPK’dan çifte inceleme

BDDK aynı saatlerde bir başka açıklama daha yayımlayarak, “22 Mart 2019 tarihinde JP Morgan tarafından yayımlanan raporun yanıltıcı ve münipülatif içeriği sebebiyle, finansal piyasalarda oynaklığa ve özellikle ülkemiz bankalarının itibar ve değer kaybına yol açtığı hususunda Kurumumuza iletilen yoğun şikayetler kapsamında adı geçen kurum hakkında inceleme başlatılmış olup, gerekli idari ve hukuki süreçler yürütülecektir” denildi.

BDDK’nın açıklamasına yakın saatlerde SPK da bir açıklama yaparak JP Morgan hakkında Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında bir inceleme başlattığını duyurdu. Açıklamada, 22.03.2019 tarihinde JPMorgan Chase & Co. tarafından yayımlanan raporun yanıltıcı içeriği nedeniyle başta bankacılık hisseleri olmak üzere Borsa İstanbul A.Ş.’de işlem gören hisse senetleri üzerinde spekülatif etki yarattığına yönelik olarak Kurumumuza iletilen şikayetler çerçevesinde, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında inceleme başlatılmıştır” denildi.

Kurumların açıklamasında, BDDK’nın “bankaların müşterilerini döviz almaya yönlendirdiği” şikayetlerinin “inceleme ve soruşturma”, JP Morgan raporu hakkındaki idari sürecin ise “inceleme” olması dikkat çekti. İnceleme, idari olarak bahse konu iddianın soruşturma açmaya gerek olup olmadığının kararlaştırıldığı sürece işaret ediyor.

Trump için kritik saatler

Donald Trump’ın seçim zaferinin Rusya’nın müdahalesi ile geldiği iddialarını araştıran özel yetkili savcı Robert Mueller soruşturmasını tamamladı ve raporunu Adalet Bakanlığına iletti. Raporun içeriği hakkında bilgi bulunmuyor.

Eski FBI Başkanı olan Mueller, söz konusu soruşturmayı 2017 yılından bu yana yürütüyordu.  

Adalet Bakanı William Barr, Kongre üyelerine bir mektup göndererek soruşturmanın tamamlandığını ve kendisinin raporu incelediğini bildirdi. Bugün ya da yarın Kongre üyelerine raporun içeriğiyle ilgili bilgi verilmesi bekleniyor.

Öte yandan Beyaz Saray sözcüsü Sarah Sanders, Beyaz Saray’ın rapor hakkında bilgilendirilmediğini ve raporun kendilerine verilmediğini söyledi.

Rusya soruşturması kapsamında bugüne kadar 6’sı Trump’ın seçim kampanyası için çalışmış toplam 34 kişi hakkında iddianame hazırlandı.

Trump, özellikle başkanlığının ilk yılında kendisini epey zorlayan “Rusya ile gizli anlaşma” yaptığı iddialarını reddetmiş ve süreci “cadı avı” olarak nitelemişti.

BDDK’dan ‘döviz alımı’ soruşturması

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), yaptığı yazılı açıklamada, müşterilerini döviz piyasalarına ilişkin olarak yanıltıcı ve manipülatif şekilde döviz alımına yönlendirdiklerine ilişkin şikayetler kapsamında bazı bankalar hakkında inceleme ve soruşturma başlattığını duyurdu.

Açıklamada, şu ifadelere yer verdi:

“Son dönemde bazı bankaların müşterilerini döviz piyasalarına ilişkin olarak yanıltıcı ve manipülatif bir şekilde döviz alımına yönlendirdiklerine dair kurumumuza yoğun şikayetler ulaşmıştır.

Konu hakkında kurumumuzca inceleme ve soruşturma başlatılmış olup ilgililer hakkında gerekli idari ve hukuki süreçler yürütülecektir. İletilecek tüm bilgi ve şikayetler kurumumuzca yakından takip edilip değerlendirilecektir.”

JP Morgan hakkında inceleme başlatıldı

BDDK’dan yapılan diğer açıklama ise JP Morgan hakkında da inceleme başlatıldığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“22 Mart 2019 tarihinde JP Morgan tarafından yayımlanan raporun yanıltıcı ve manipülatif içeriği sebebiyle finansal piyasalarda oynaklığa ve özellikle ülkemiz bankalarının itibar ve değer kaybına yol açtığı hususunda kurumumuza iletilen yoğun şikayetler kapsamında adı geçen kurum hakkında inceleme başlatılmış olup, gerekli idari ve hukuki süreç yürütülecektir.”

Hisse senetlerine etki soruşturması

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), JP Morgan’ın yayımladığı raporun başta bankacılık hisseleri olmak üzere Borsa İstanbul AŞ’de işlem gören hisse senetleri üzerinde spekülatif etki yarattığına yönelik şikayetler üzerine inceleme başlattı.

SPK yaptığı yazılı açıklama ile JP Morgan’ın yayımladığı raporun, yanıltıcı içerikleri nedeniyle, hisse senetleri üzerinde spekülatif etki yarattığı şikayetleri üzerine inceleme başlattığını duyurdu.

SPK açıklamasında, şunlar kaydedildi:

“22.03.2019 tarihinde JPMorgan Chase & Co. tarafından yayımlanan raporun yanıltıcı içeriği nedeniyle başta bankacılık hisseleri olmak üzere Borsa İstanbul AŞ’de işlem gören hisse senetleri üzerinde spekülatif etki yarattığına yönelik olarak kurumumuza iletilen şikayetler çerçevesinde, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında inceleme başlatılmıştır.”

“Şirketler yok olacak parçaları üretiyor, değişim şart”

ESRA ÖZARFAT

BURSA – Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde Gazeteci Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünü yaptığı “Katma Değerli Büyümenin Anahtarı Olarak İnovasyon ve Girişimcilik” konulu panelde konuşan Bosch Türkiye ve Ortadoğu Başkanı Steven Young, dünyada son 100 yılın en kapsamlı teknolojik dönüşümünün yaşandığını dile getirdi.

Bu değişimin otomotiv endüstrisini etkileyecek makro trendlerini elektrikli araçlar, otonom sürüş ve bağlanabilirlik olarak ifade eden Young, otonom sürüşün kademeli olarak başladığını, üçüncü kademenin tamamlandığını, 2025 yılında tamamlanması planlanan beşinci kademede araçların her türlü ortamda kendi kendini sürebileceğini söyledi. “Bu hayatımızı muazzam bir şekilde değiştirecek” diyen Steven Young, inovasyonun önemine işaret etti.

Steven Young: “Bosch olarak 2010 yılından önce bu üç konuyu şekillendirmeye başladık. 2010 yılından bu yana yılda 400 milyon euro yatırdık bu 3 konuyu geliştirmek için. Şu an gelinen noktada bütün ana üreticilerle çalışıyoruz. Bosch, 100 yıl evvel kuruldu. Bir 100 yıl daha olmak istiyorsa bu değişimin bir parçası, tercihen öncüsü olmak zorunda. Bujiyle başlayan yolculuk şimdi apayrı bir yolda gidiyor. Değişim olmazsa tarihe karışırsınız” dedi.

Türk otomotiv yan sanayisi için de değerlendirmelerde bulunan Young: “En büyük değişim yazılıma elektronik ve yapay zekaya geçmek. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 80’inden fazlası 2025’ten sonra yok olacak parçaları üretiyorlar. Opel 2017’de satıldı. Satış değeri 2.3 milyar dolardı. Koskoca Opel. Aynı zamanda İsrail’de sürücüsüz araçlar için teknoloji geliştiren bir yazılım şirketi olan Mobileye satıldı, 15 milyar dolara” diye konuştu.

Steven Young, inovasyon bakış açısının 10 girişimden 9’unun başarısızlıkla sonuçlanabileceğini kabul etmekle başlayacağını ifade etti.

Sanayicilere seslenen Young, “Teşvik almak için Ar-Ge merkezi kurmayın. Yatırım yapmak için kurun. Bu uzun yıllar sürecektir ama bir tutarsa her şeyinizi değiştirir. 2018 yılında Türkiye’de yüzde 24 artış patent başvurusu oranında artış yaşanmış. Son 3 yılda her yıl 2 haneli artış gördüm. İlk 20’de değiliz ama bu anlamda iyi bir başlangıç görüyorum. Yola devam etmemiz gerekiyor. Startuplar da bu noktada önemli” değerlendirmesini yaptı.

Perakendede iş modelleri değişiyorPerakendede iş modelleri değişiyor

Sağlık Bakanı Koca’dan aşı açıklaması

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Gaziantep Valiliği ziyaretinde hepatit B ve polio aşılarıyla ilgili sorun yaşandığı yönündeki iddialara ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Hepatit B ile ilgili 300 bine yakın dozu geçen hafta Türkiye geneline dağıttıklarını ifade eden Koca, “550 bine yakın polio aşısını da verdik. Dolayısıyla bu anlamda ne hepatit B ne de polio aşısıyla ilgili sıkıntı yaşanmıyor, yaşatmayacağız.” dedi.

Aşıyla ilgili gelecek dönemde yerlileştirme ve millileştirme çerçevesinde çalışmalar yapılacağına işaret eden Koca, şunları belirtti:

“Önümüzdeki 5 yıllık süreçte yüzde 100 dışarıya bağımlı olduğumuz aşıyı yerlileştirmek istiyoruz. Önümüzdeki 1 yıl içerisinde özellikle kuduz ve benzeri anti serumları yerlileştirme, yani ruhsat verme sürecini başlattık. Özellikle yurt dışına hem Küba, Kore olsun hem de Avrupa merkezli önemli gördüğümüz bir iki merkezle yakın ilişki içerisindeyiz. Özellikle teknoloji transferi ve ar-ge boyutuyla ilgili aşıyı yerlileştirme noktasında kararlı olduğumuzu söylemek istiyorum.”

Bakan Koca, yerli ve millileşme çalışmalarını çok önemsediklerini dile getirerek, “Ben kendimi bu anlamda son derece sorumlu görüyorum. Hem bölgesel hem Bakanlık olarak bizim aktif yapacaklarımız hem de Sağlık Vadisi dahil olmak üzere, gerekirse ürün odaklı fonlama dahil yerlileşme ve millileşmeyi çok önemseyeceğimiz bir dönem yaşayacağımızı söylemek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA